Şub
28th

Emzik ve biberonda bunlara dikkat!

Posted by admin

Emzik, biberon ve alıştırma bardaklarının üretim veya ithalatınailişkin sıkı denetimler geliyor. Artık emzikler için özel ambalaj ya da etiketlere kırmızı renkte büyük harflerle ürünün kullanımına ilişkinuyarılar yazılacak.

“Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin üretimi, ithalatı ve bildirim esaslarına dair tebliğ”, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünleri üreten, ithalatını yapan veya ilk kez üretimini/ithalatını gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişilerin Bakanlığa bildirimde bulunmak zorunda olduğu kaydedilen tebliğe göre, üreticiler, bir sefere mahsus olmak üzere, ürünleri için ”Bildirim Formu”, ”Emzik Test Raporu”, ”Çocuk Kullanım ve Bakım Eşyaları İçme Donanımı Test Raporu” ve piyasaya arz edilmek üzere hazırlanmış her ürüne ait etiket örneğini elektronik ortamda hazırlayarak, her bir ürün için ayrı ayrı bildirimde bulunacak. Bildirimde bulunan üreticilere, Bakanlık tarafından kayıt numarası verilecek. Ayrıca üreticiler, bildirimde veya etiket bilgilerinde yer alan hususlardan bir veya birkaçının değişmesi halinde ürünü piyasaya sürmeden önce bir dilekçe ekinde değişiklik bildirimini ve yeni etiket örneğini Sağlık Bakanlığına gönderecek.

Etiket, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, üreticinin adı ve adresi, üretim yeri adresi, ithal üründe menşe ülke adı, ürünün ticari adı, üretim tarihi, seri numarası, raf ömrü ve tüketiciye yönelik uyarılarrahatlıkla okunacak büyüklükte Türkçe yazılacak.

Emzikler için özel ambalaj ya da etiket örneğinde ürüne ait özel uyarı bulunması halinde bu uyarılarla birlikte kırmızı renkte, büyük harflerle, ”Yetişkin gözetiminde kullanınız”, ”Bebekboğulabileceğinden boynuna asmayınız”, ”Besleme emziklerini hiçbir zaman yalancı emzik gibi kullanmayınız”, ”Sıvıların uzun süreli ve devamlı emilmesi diş çürüklerine neden olur”, ”Beslemeye başlamadan önce gıda sıcaklığını kontrol ediniz”, ”Her kullanımdan önce besleme emziğini bütün yönlerde çekmek sureti ile gözle muayene ediniz. Hasar veya incelmebelirtileri görüldüğünde kullanmayınız”, ”Yıpranmaya neden olabileceğinden besleme emziğini tavsiye edilenden daha uzun süre dezenfektan (steril edici çözelti) içerisinde, doğrudan güneş ışığı altında veya direk ısıya maruz bırakmayınız”, ”İlkkullanımdan önce 5 dakika süre ile suda kaynatınız. Bu işlem temizlikten emin olmak için gereklidir. Her kullanımdan öncetemizleyiniz” , ”Bir kullanımlık mamuller ‘Yalnız tek kullanımlıktır’, ”Emziğin ağız içine kaçması durumunda panik yapmayın”, ”Emzik başını asla şekerli maddeler veya ilaçlara batırmayın. Çocuğunuzun dişleri çürüyebilir”, ”Güvenlik ve hijyen sebeplerinden dolayı emziği 1 ila 2 ay kullanımdan sonra değiştirin”, ”Emzik yutulmaz ve bu tip olaylarla başa çıkabilecek şekilde tasarlanmıştır. Mümkün olduğu kadar nazikçe ve dikkatli şekilde ağızdan çıkarın”, ”Mikrodalga fırında biberonuişleme tabi tutmayınız” şeklinde uyarılar da yer alacak.

Göğüs pompaları için ayrıca, elektrik ve pille çalışanlar için CE işareti taşıması şartı aranacak.
Uzmanlık gerektiren tıbbi uygulamalar için yapılmış, sıcaklık ölçen, ilaç veren ve benzeri emziklerin etiketinde ”Yalancı emzik olarak kullanılmaz” uyarısı yer alacak. Standartların başlığı yerine standartların işaret ve numarası yazılacak.

Etiketlerde, ürünlerin satış için sergilenmesinde ve reklamlarında kullanılan metin, isimler, ticari marka, resim, figüratif desenler veya diğer şekiller, ürünlerin gerçekte sahip olmadıkları nitelikler varmış gibi kullanılamayacak ve bu yönde imada bulunulamayacak. Ürün etiketinde veya prospektüslerinde kullanma talimatı bulunacak. Etiketlerde ürünün antimikrobiyal etkiye veya dezenfektan etkisine sahip olduğunu belirten ifadeler yer alamayacak.

”MESUL MÜDÜR ÜRETİCİNİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMAZ”

Üretim yerinde eczacı, kimya mühendisi veya kimyager mesul müdür olarak görevlendirilecek. Mesul müdürün görevden ayrılması durumunda 7 gün içinde yeni bir mesul müdür görev yapacak. Bakanlığa bildirilecek mesul müdürlerin varlığı üreticinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak.

Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünler, tüketiciye temiz şartlarda ulaşabilecek şekilde kapatılmış, uygun bir ambalaj içerisinde satılacak.

Sağlık Bakanlığına bildirimde bulunulmadan emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin üretimi ve ithalatı yapılamayacak ve piyasaya sunulamayacak.
15 Mayıs 2011 tarihinde yürürlüğe girecek tebliğde, üretim yerinin nitelikleri ile emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin teknik dosyasında bulunması gereken bilgilere de yer verildi…                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

Şub
19th

Kekemelik neden oluyor?

Posted by admin

Çocuklarda görülen kekemeliğin nedeni büyük ölçüde stresten kaynaklanıyor. Aile desteği ve tedaviyle çocuklar kekemelikten kurtulabiliyor. Ergenlik döneminde kekemelikte yüzde 80 iyileşme görülüyor. Çocuklarla dalga geçilmeside kekemeliğe neden olabilir.

Denizli Devlet Hastahanesi Psikologu Selma Döndüoğlu çocuklarda görülen kekemeliğin stresle birlikte görüldüğünü ve kekeme olan çocukların ebeveynlerinin de desteğiyle kekemelik  ten kurtulabileceklerini söyledi. Konuşma bozuklukların başında gelen kekemeliğin küçük yaşlarda ortaya çıktığını söyleyen Denizli Devlet Hastahanesi Psikologu Selma Döndüoğlu, konuşurken ses, hece ve sözcüklerde uzatma yapılması, sözcüklerin tekrarlanması ve konuşurken duraklamanın kekemelik  olarak tanımlandığını belirtti. Kekemeliğin fizyolojik ve ruhsal rahatsızlık olarak ortaya çıkabildiğini söyleyen Psikolog Selma Döndüoğlu ruhsal rahatsızlıklar da stres, kaygı gibi faktörlerin kekemeliği ortaya çıkardığını bu faktörlerin ortadan kalkmasının konuşma bozukluklarını ortadan kaldırabileceğini dile getirdi.

“Ergenlik döneminde yüzde 80 iyileşme oluyor”

Kekemeliğin çocukluk döneminde tedavisinin daha kolay yapıldığını belirten Döndüoğlu, çocukların iletişim kurdukça konuşmalarının düzeleceğini söyledi. Döndüoğlu, “kekemelik  çocukluk döneminde atlatılabilecek bir durum. Özellikle ergenlik döneminde yüzde 80′lere varan iyileşmeler oluyor. Yetişkinlikte bu oran azalıyor. Kekemeliğe neden olan koşullar değiştikçe çocuklar diğer insanlarla daha kolay iletişim kurabiliyor. Eğitimle kekemeliği düzeltmek de söz konusu. Çocuğun kelime haznesi genişledikçe kekemelik  de iyileşme periyoduna girecektir” dedi.

Çocuklarla dalga geçmek de kekeme yapabilir

Anne ve babalara tavsiyelerde bulunan Psikolog Selma Döndüoğlu sabırlı olunmasını, stresli durumların azaltılmasını ve kekeme çocukla kesinlikle dalga geçilmemesi gerektiğini belirterek şunları dile getirdi, “Kekeleyen çocuğun söylediklerini düzeltmek doğru değildir. Çocuğu dinleyip, sabırlı olun. Söylediği kelimeleri doğrusu şu şekilde diye kesinlikle düzeltmeyin. Aile ortamında kontrolcü, baskıcı ve otoriter durumları ortadan kaldırın. Bu ortamların kalmasıyla çocukta stres azalır ve çocuk daha az kekeler. Bir diğer önemli noktada çocukla kesinlikle dalga geçmeyin. Dalga geçilirse çocukta stres artacak stresle birlikte kekemelik tetiklenip şiddetinde artma olacaktır”                                                                                                                                                                                                                                   Kekemelik neden oluyor?

Şub
12th

İşte Umut’un sırrı

Posted by admin

Bir umut için doğdu… Dünyaya geliş amacı kendisinden çok büyük. Olan bitenin farkında olmasa da ileride ailesi yaptığını anlattığı zaman belki gözleri dolacak, belki de kendi çocuklarına hatta torunlarına üstlendiği misyonu anlatacak… Akdeniz anemisi olan ablası onun sayesinde hayata dönecek ve ölmeyecek…

Fransa’nın tartıştığı bebek Umut bugün 16 günlük. Farklı bir yöntemle dünyaya geldi. Fransa’nın ‘ilk ilaç bebeği’ Umut bebek “ön yerleştirimli genetik çifte diyagnostik (DPI)” sürecinin ardından tüp bebek yöntemiyle doğdu. Nakledilen iki embriyodan, hastalıktan muaf ve ebeveynlerinden biriyle uyumlu gruba sahip olan biri, sonuna dek büyütüldü. Çifte diyagnostik süreci, ailenin ilk çocuklarının ağır genetik hastalığından (beta-talasemi) muaf olmasını sağlarken, diğer yandan hasta ebeveynlerinden biriyle uygun donör olabilme imkanı sağlıyor.

Ancak Umut bebek tıp dünyasının gıptayla baktığı bir yöntemle dünyaya gelirken muhafazakâr kesimin de tepkisini çekti. Hatta Paris Başpiskoposu 23. Andre ve Hristiyan Demokrat Parti Lideri Christine Boutin, yaptıkları açıklamada, yeni tıbbi uygulamaya çekinceli olduklarını gizlemedi. Boutin, bir insanın, başka bir insan için araç haline getirilmesinin tehlikeli olabileceğini söyledi.

Ancak yöntem tıp çevresinin görüşüne göre yararlı. Konuyla ilgili olarak İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, aslında bunun bir tüp bebek işlemi olduğunu belirtiyor. Bilindiği üzere tüp bebek yönteminde anneden yumurtalar dışarı alınıp, babanın spermleri ile döllendikten sonra embriyolar rahim içine yerleştiriliyor. Fakat Umut bebeği dünyaya getiren yöntem biraz daha farklı.

İLAÇ BEBEK NASIL OLUYOR?
Prof. Dr. Buyru, “Pre-implantasyon Genetik Tanı denilen yöntem bu. Yani  embriyolar yerleştirilmeden önce genetik yapısının araştırılıp uygun olan embriyonun yerleştirilmesi söz konusu” derken şöyle devam ediyor: “Anemi, talasemi, ya da kistik fibroz gibi bazı akciğer hastalıklarının embriyodan tanısı mümkün. Bunları genetik olarak taşımayan embriyoları seçip anne rahmine sağlıklı embriyo yerleştirilebiliyor”

DOĞACAK ÇOCUĞA RİSKİ YOK
Prof. Dr. Buyru şöyle konuşuyor: “Buradaki işlemde biraz daha fark var. Anne, baba  ya da kardeş hasta ise ona kök hücre, kemik iliği nakletmek için ona uygun olan embriyoyu nakletmek gerekir. Kim hastaysa onun (örneğin anne hastaysa annenin doku grubuna uygun) olan embriyoyu seçip onu yerleştiriyorsunuz. Bu  doğacak olan çocuğun sağlıklı olmasını sağlayan bir süreç. Aynı zamanda da doğacak olan bebekten büyüdükten bir süre sonra kemik iliği ve kordon kanından alınacak kök hücreyi tedavide kullanmak mümkün oluyor. Bebeğe yük getiren bir yöntem değil. Öncesinde yapılan bir takım işlemler var. Yerleştirilmeden yapılan bir takım işlemler var. Bu doğacak çocuk açısından bir risk oluşturmuyor. Onun da sağlıklı olmasını sağlıyor.”

“BÖYLE BİR İMKÂN VARKEN NEDEN KULLANILMASIN?”
Birçok kimsenin yakını için yakını olmasa bile risk oluşturmayacaksa başka biri için kemik iliğini hatta organını verdiğini ifade eden Prof. Dr. Buyru, “Bu yöntemle doğan bebek, bunu rahatlıkla yapabiliyor ve onun sağlığını olumsuz etkilemiyor. Böyle bir imkân varken bunu kullanmak gerekir diye düşünüyorum. Etik açıdan tartışılabilir ama olumlu bir yönü olduğunu düşünüyorum.”

YÖNTEM NERELERDE KULLANILIYOR?
* 36 yaş ve üzeri yaştaki anne adaylarına
* İki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
* Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere (translokasyon taşıyıcılığı dışı sebepli)
* Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere
* Ailevi Akdeniz anemisi, Orak Hücre Anemisi, Kistik fibrozis, SMA gibi tanısı mümkün olan bazı tek gen hastalıkları yönünden risk taşıyan eşlere
* Aile bireyleri ile HLA uyumlu embriyonun seçilmesi
* Önceki gebeliklerinden genetik hastalıklı bir çocuk sahibi olan  çiftlere
* Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
* Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen eşlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına
* TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)
* Poor responder’lar (hiperstimulasyon protokolüne yetersiz cevap veren olgular)
* X kromozomuna bağlı geçiş gösteren hastalıklar açısından eğer söz konusu hastalığın direkt genetik tanısı yapılamıyorsa embriyonel seks tayini.

AŞAMALAR

* Üreme sağlığı uzmanı, genetik danışman ve ilgili hastalığın doktoru tarafından hastanın PGD için uygun olup olmadığı değerlendiriliyor. Hasta veya taşıyıcı bireylerden alınan kanda genetik bozukluğu teyid ediliyor.

* Kişi tüp bebek işlemine hazırlanıyor

* Anneden alınan yumurta babadan alınan sperm ile laboratuvar şartlarmda dölleniyor

*  Embriyologlar tarafından biyopsi yapılarak, döllenen yumurtadan 1-2 adet blastomer hücresi çıkarılıyor.

* Biyopsi ile alınan hücrelerin, moleküler genetik tanı laboratuvarında genetik kodlan çözülüyor. Ve aranılan hastalık açısından tanılar konuluyor.

* Aranılan hastalığı taşımayan embriyolar ana rahmine aktarılıyor…                                                                                                                                                                                                                                                                                 İşte Umut'un sırrı

Şub
11th

Anne karnında müdahale

Posted by admin

Omurilikte meydana gelen gelişim bozukluğunun, cenine yapılacak müdahaleyle doğumdan aylar önce düzeltilebileceği bildirildi.

Açık omurilik anlamına gelen, en sık görülen doğuştan gelen hastalıklardan birisi olan spina bifida ile ilgili yapılan klinik araştırmada, Philadelphia Üniversitesinden Dr. Scott Adzick ve ekibi, hastalığın en ağır şekli olan myelomeningoseli düzeltmek için cerrahi bir yöntem geliştirdi.

Adzick, ceninde spina bifida hastalığının olduğunu öğrenen ebeveynlere ilk kez umut verilebileceğini belirterek, bu klinik araştırmanın, spina bifida için doğumdan önce cerrahi müdahalenin mümkün olduğunu bilimsel olarak gösterdiğini vurguladı.

Bugüne dek bu tür ameliyatlar doğumdan sonra yapılıyordu.

Bu hastalıkla doğan ve hayatta kalabilen bebekler genellikle hayatları boyunca engelli oluyor…                                                                                                                                                                                                                      Anne karnında müdahale!

Şub
8th

Emzik ve biberonlara sıkı denetim!

Posted by admin

Emzik, biberon ve alıştırma bardaklarının üretim veya ithalatına ilişkin sıkı denetimler geliyor.

“Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin üretimi, ithalatı ve bildirim esaslarına dair tebliğ”, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünleri üreten, ithalatını yapan veya ilk kez üretimini/ithalatını gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişilerin Bakanlığa bildirimde bulunmak zorunda olduğu kaydedilen tebliğe göre, üreticiler, bir sefere mahsus olmak üzere, ürünleri için ”Bildirim Formu”, ”Emzik Test Raporu”, ”Çocuk Kullanım ve Bakım Eşyaları İçme Donanımı Test Raporu” ve piyasaya arz edilmek üzere hazırlanmış her ürüne ait etiket örneğini elektronik ortamda hazırlayarak, her bir ürün için ayrı ayrı bildirimde bulunacak. Bildirimde bulunan üreticilere, Bakanlık tarafından kayıt numarası verilecek. Ayrıca üreticiler, bildirimde veya etiket bilgilerinde yer alan hususlardan bir veya birkaçının değişmesi halinde ürünü piyasaya sürmeden önce bir dilekçe ekinde değişiklik bildirimini ve yeni etiket örneğini Sağlık Bakanlığına gönderecek.

Etiket, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, üreticinin adı ve adresi, üretim yeri adresi, ithal üründe menşe ülke adı, ürünün ticari adı, üretim tarihi, seri numarası, raf ömrü ve tüketiciye yönelik uyarılar rahatlıkla okunacak büyüklükte Türkçe yazılacak.
Emzikler için özel ambalaj ya da etiket örneğinde ürüne ait özel uyarı bulunması halinde bu uyarılarla birlikte kırmızı renkte, büyük harflerle, ”Yetişkin gözetiminde kullanınız”, ”Bebek boğulabileceğinden boynuna asmayınız”, ”Besleme emziklerini hiçbir zaman yalancı emzik gibi kullanmayınız”, ”Sıvıların uzun süreli ve devamlı emilmesi diş çürüklerine neden olur”, ”Beslemeye başlamadan önce gıda sıcaklığını kontrol ediniz”, ”Her kullanımdan önce besleme emziğini bütün yönlerde çekmek sureti ile gözle muayene ediniz. Hasar veya incelme belirtileri görüldüğünde kullanmayınız”, ”Yıpranmaya neden olabileceğinden besleme emziğini tavsiye edilenden daha uzun süre dezenfektan (steril edici çözelti) içerisinde, doğrudan güneş ışığı altında veya direk ısıya maruz bırakmayınız”, ”İlk kullanımdan önce 5 dakika süre ile suda kaynatınız. Bu işlem temizlikten emin olmak için gereklidir. Her kullanımdan önce temizleyiniz” , ”Bir kullanımlık mamuller ‘Yalnız tek kullanımlıktır’, ”Emziğin ağız içine kaçması durumunda panik yapmayın”, ”Emzik başını asla şekerli maddeler veya ilaçlara batırmayın. Çocuğunuzun dişleri çürüyebilir”, ”Güvenlik ve hijyen sebeplerinden dolayı emziği 1 ila 2 ay kullanımdan sonra değiştirin”, ”Emzik yutulmaz ve bu tip olaylarla başa çıkabilecek şekilde tasarlanmıştır. Mümkün olduğu kadar nazikçe ve dikkatli şekilde ağızdan çıkarın”, ”Mikrodalga fırında biberonu işleme tabi tutmayınız” şeklinde uyarılar da yer alacak.

Göğüs pompaları için ayrıca, elektrik ve pille çalışanlar için CE işareti taşıması şartı aranacak.

Uzmanlık gerektiren tıbbi uygulamalar için yapılmış, sıcaklık ölçen, ilaç veren ve benzeri emziklerin etiketinde ”Yalancı emzik olarak kullanılmaz” uyarısı yer alacak. Standartların başlığı yerine standartların işaret ve numarası yazılacak.

Etiketlerde, ürünlerin satış için sergilenmesinde ve reklamlarında kullanılan metin, isimler, ticari marka, resim, figüratif desenler veya diğer şekiller, ürünlerin gerçekte sahip olmadıkları nitelikler varmış gibi kullanılamayacak ve bu yönde imada bulunulamayacak. Ürün etiketinde veya prospektüslerinde kullanma talimatı bulunacak. Etiketlerde ürünün antimikrobiyal etkiye veya dezenfektan etkisine sahip olduğunu belirten ifadeler yer alamayacak.

”MESUL MÜDÜR ÜRETİCİNİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMAZ”
Üretim yerinde eczacı, kimya mühendisi veya kimyager mesul müdür olarak görevlendirilecek. Mesul müdürün görevden ayrılması durumunda 7 gün içinde yeni bir mesul müdür görev yapacak. Bakanlığa bildirilecek mesul müdürlerin varlığı üreticinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak.

Emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünler, tüketiciye temiz şartlarda ulaşabilecek şekilde kapatılmış, uygun bir ambalaj içerisinde satılacak.

Sağlık Bakanlığına bildirimde bulunulmadan emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin üretimi ve ithalatı yapılamayacak ve piyasaya sunulamayacak.

15 Mayıs 2011 tarihinde yürürlüğe girecek tebliğde, üretim yerinin nitelikleri ile emzik, biberon, biberon başlığı, alıştırma bardağı, alıştırma bardağı kapağı ve benzeri ürünlerin teknik dosyasında bulunması gereken bilgilere de yer verildi…                                                                                                                                                        Emzik ve biberonlara sıkı denetim!

Şub
1st

Bebek bekleyen annelere uyarı

Posted by admin

Bebek bekleyen anne adaylarına, gebelikte ilaç kullanımına dikkat etmeleri, saç boyası ve perma gibi işlemlerden kaçınmaları uyarısı geldi.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde anne adaylarını bilgilendirmek için düzenlenen ”Gebelikte İlaç Kullanımı” konulu toplantıda uzmanlar gebelikte alınan ilaçların bebeğe geçme yolları, bu dönemde ilaç kullanımının sınıflandırılması, yanlış ilaç kullanımının zararları, hangi ilacın ne zaman kullanılması gerektiği konularında bilgiler verildi.
Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ümit Göktolga, ”gebelikte ilaç kullanılmamalı” ya da ”her ilaç kullanılabilir” gibi genellemelerin yanlışlığına işaret etti.
Hekim kontrolünde, uygun dozda kullanılabilecek ilaçlar bulunduğunu bildiren Göktolga, ”Gebeliğin her dönemi ilaç kullanımı açısından ayrı özelliklere sahiptir. Bunlar içerisinde ilk üç ay (1.Trimaster) en önemli olan dönemdir” dedi.

Op. Dr. Ömer Lütfi Tapısız da, gebelikte ilaç kullanırken çok dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Özellikle gebeliğin ilk ayında ilaç kullanımında ”ya hep ya hiç” kuralının geçerli olduğunu vurgulayan Tapısız, ”Yani bir aylık bir gebe ilaç kullandığında ya bebeğe hiçbir zarar vermez, ya da düşüğe neden olur. Türkiye’de gebelik sırasında ilaç kullanım oranı çok yüksek. Gebelik sırasında reçeteli ya da reçetesiz ilaç kullanma oranı yüzde 90 düzeyinde” şeklinde konuştu.

Gebelikte ilaç kullanımı nedeniyle ya da kimyasallara maruz kalınmasının bebekte oluşabilecek anomalilerin önlenmesi için doktor onayı olmadan ilaç alınmaması uyarısında bulunan Tapısız, ”Oluşabilecek anomaliler çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı olağan dışı bedensel ve zihinsel gelişim bozukluklarını içerebilir. Anne adayının bu anormalliklerin sorumlusu olmaması gerekir” dedi.

SAÇ BOYALARINA DİKKAT
Op. Dr. Şadıman Altınbaş ise anne adaylarının ağrı kesicileri kullanırken çok dikkat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçların hekime danışılmadan alınmamasını öneren Altınbaş, ”Eğer ağrı kesici kullanılması gerekiyorsa parasetamol içerikli ilaçlar tercih edilmeli” tavsiyesini dile getirdi.

Gebelikte gerekli durumlarda antibiyotik kullanılabileceğini, ancak bunun dozunu ve süresini hekimin belirlemesi gerektiğini vurgulayan Altınbaş, diğer kimyasallarla ilgili de şunlara dikkati çekti:

”Anne adayları gebeliğin ilk üç ayında bitkisel içerikli de olsa kesinlikle saç boyası kullanmamalı, saç düzeltme ve perma gibi işlemleri yaptırmamalıdırlar. İlk üç aydan sonraki dönemde bitkisel içerikli saç boyaları kullanılabilir. Kozmetik kullanımında hiçbir yöntem kesin güvenilir değildir.”                                                                                                                                                                                  Bebek bekleyen annelere uyarı

Oca
31st

Karne zekâ göstergesi değil

Posted by admin

Öğretim sürecinde ilk yarının bitimiyle karneler alınıyor. Belki de sizin çocuğunuz hazırlanma, motivasyon, organizasyon eksikliği gibi nedenlerle iyi sonuçlar getiremedi. Ama bu dünyanın sonu değil! Unutmayın ki; önünde yeni bir dönem daha olacak. Çocuğunuzun karnesinde zayıfların olmasını, kişiliğinin ve zekasının göstergesi olarak değerlendirmeniz son derece yanlıştır.  Başarısızlığa üzülmek ve çocuğunuzu da üzmek yerine onunla birlikte neler yapabileceklerinizi konuşun. Uz. Psikolog Özge Merve Türk karne süreçlerinde ailelerin çocuklarına tutumları konusunda bilgi verdi.

Çocuk endişeli ise derse konsantre olmakta güçlük çeker
Çocuğunuzun kapasitesi iyi olsa da kafası karışık, endişeli ise dikkati dağılır ve derse konsantre olamayabilir. Çocuk depresif bir pozisyonda olduğu dönemde sürekli yorgun, uykulu, isteksiz olabilir ya da hiperaktif bir çocuk çok uzun süre ara vermeden dersi takip edemeyebilir. Öğrenme bozukluğu yaşayan çocuk geç öğrenir; harf karıştırabilir; okuma ve yazma konusunda güçlükler yaşayabilir ya da bunların dışında çocuğun işitme-görme gibi fizyolojik bir rahatsızlığı bulunabilir.

Aşırı tehditkar tutum çocuğu olumsuz etkiler
Çocuğun okul süreci içinde bulunduğu şartları göz önünde bulundurmak ve bu duruma nelerin sebep olduğunu incelemek gerekir. Duygusal sorunların varlığı, çalışma alışkanlıklarının kazanılmamış olması, uygun ders çalışma ortamının olmaması, okul içi olumsuz faktörlerin olması çocuğu olumsuz yönde etkiler. Ebeveynlerin çocuklarına olan eleştirel, tehditkar, aşırı beklentili tutumları çocuğun başarısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ebeveynler arasındaki çatışmalı durumlara çocuğun şahit olması, sorunları çocuk ile paylaşma ve onu taraf olmaya zorlama gibi tutumlar çocuğun psikolojik dengesini bozabilir. Yine kardeş kıskançlığı, ev değişikliği gibi durumlarda da çocuğun kafası karışabilir. Okulda öğretmen ile ilgili, arkadaşlarla ilgili sorunlar olduğunda ve çocuk baş edemediğini hissettiğinde çocuğun akademik başarısı düşebilir.

Ebeveyn evde öğretmen rolünü almamalı
Ebeveynler evde öğretmen rolünü oynamaya çalışmamalıdırlar. Çocuğa bilgileri rol yaparak, anlatarak izah edebilir, ondaki araştırmaya olan merakı ve zevki ortaya çıkarabilir, bu şekilde ders çalışmaya teşvik edebilir ve yardım edebilirler. Sürekli ders çalışmaya zorlayan, sık sık okulu ziyaret eden, şikayet eden, eleştiren, başarı endişesi yüksek ebeveynler çocuğun da başarılı olma konusundaki endişesini tetiklerler ve çocuk bu endişeden ötürü başarısız olabilir.

Çocuğunuzla başarısızlığın nedenlerini konuşun
Çocuğun evde nerede, ne şekilde çalıştığı yani çalışma ortamı önemlidir. Boş ve düzenli bir masa, bilgisayar ve televizyonun olmadığı koşullar gerekmektedir. Çocuğunuzun “hangi saatlerde ders çalıştığını, mola verdiğini, yattığını” bilmeliniz. Okul, çocuğun kendine ait alanıdır. Öğrenme çocuğa aittir. Bazı ebeveynler evde de sanki okuldaymış gibi davranırlar; bu durumda okul alanı ailesel alanı içine almıştır. Çocuğunuz ile başarısızlığının nedenlerinin neler olabileceğini paylaşmalı ve çözümleri beraberce düşünmelisiniz. Onu anladığınızı göstermelisiniz. Karne üzerinden çocuğu tehdit etmemeli, azarlamamalısınız. İkinci dönem daha iyi nasıl olunabileceği üzerine konuşmalısınız. Bu tutumunuz çocuğu psikolojik olarak destekler ve size güvenerek iletişiminizin de güçlenmesini sağlar.

Çocuğumla nasıl bir iletişim içinde olmalısınız?

*Kendi tutumlarınıza yönelik içsel bir değerlendirme yapabilmelisiniz.

*Çocuk ile oyun oynamalısınız, oyun çocuğunuz ile aranızdaki iletişimin temel taşıdır.

*Çocuğu başarılı olma konusunda motive etmek için onu spor ve sanatsal faaliyetlere yönlendirmelisiniz.

*Çocuğun karnesindeki iyi notları ve dersleri için harcadığı çabayı övmeli, ona olan güveninizi belirtmelisiniz.

*Çocuğu diğer arkadaşlarının başarısı ya da kardeşleri ile kıyaslamamalısınız. Her çocuk fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimi ile ayrı bir bireydir. Çocuktan beklentinizin bu yönde olması gerekmektedir.

*Ebeveyni tarafından onaylanan, desteklenen çocuk daha çabalı ve başarılı olmaya gayret gösterecektir.

*Çocuğa gerekirse destek alarak verimli ders çalışma teknikleri konusunda yardımcı olabilir, programlanma konusunda destek olabilirsiniz…                                                                                                                                                                                                                                                                    Karne zekâ göstergesi değil

Oca
31st

Gebelikte ilaç kullanımına dikkat

Posted by admin

”Gebelikte İlaç Kullanımı” konulu toplantıda uzmanlar gebelikte alınan ilaçların bebeğe geçme yolları, bu dönemde ilaç kullanımının sınıflandırılması, yanlış ilaç kullanımının zararları, hangi ilacın ne zaman kullanılması gerektiği konularında bilgiler verildi.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ümit Göktolga, ”gebelikte ilaç kullanılmamalı” ya da ”her ilaç kullanılabilir” gibi genellemelerin yanlışlığına işaret etti.

Hekim kontrolünde, uygun dozda kullanılabilecek ilaçlar bulunduğunu bildiren Göktolga, ”Gebeliğin her dönemi ilaç kullanımı açısından ayrı özelliklere sahiptir. Bunlar içerisinde ilk üç ay (1.Trimaster) en önemli olan dönemdir” dedi.

Op. Dr. Ömer Lütfi Tapısız da, gebelikte ilaç kullanırken çok dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Özellikle gebeliğin ilk ayında ilaç kullanımında ”ya hep ya hiç” kuralının geçerli olduğunu vurgulayan Tapısız, ”Yani bir aylık bir gebe ilaç kullandığında ya bebeğe hiçbir zarar vermez, ya da düşüğe neden olur. Türkiye’de gebelik sırasında ilaç kullanım oranı çok yüksek. Gebelik sırasında reçeteli ya da reçetesiz ilaç kullanma oranı yüzde 90 düzeyinde” şeklinde konuştu.

Gebelikte ilaç kullanımı nedeniyle ya da kimyasallara maruz kalınmasının bebekte oluşabilecek anomalilerin önlenmesi için doktor onayı olmadan ilaç alınmaması uyarısında bulunan Tapısız, ”Oluşabilecek anomaliler çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı olağan dışı bedensel ve zihinsel gelişim bozukluklarını içerebilir. Anne adayının bu anormalliklerin sorumlusu olmaması gerekir” dedi.

”SAÇ BOYALARINA DİKKAT”

Op. Dr. Şadıman Altınbaş ise anne adaylarının ağrı kesicileri kullanırken çok dikkat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçların hekime danışılmadan alınmamasını öneren Altınbaş, ”Eğer ağrı kesici kullanılması gerekiyorsa parasetamol içerikli ilaçlar tercih edilmeli” tavsiyesini dile getirdi.

Gebelikte gerekli durumlarda antibiyotik kullanılabileceğini, ancak bunun dozunu ve süresini hekimin belirlemesi gerektiğini vurgulayan Altınbaş, diğer kimyasallarla ilgili de şunlara dikkati çekti:

”Anne adayları gebeliğin ilk üç ayında bitkisel içerikli de olsa kesinlikle saç boyası kullanmamalı, saç düzeltme ve perma gibi işlemleri yaptırmamalıdırlar. İlk üç aydan sonraki dönemde bitkisel içerikli saç boyaları kullanılabilir. Kozmetik kullanımında hiçbir yöntem kesin güvenilir değildir.’                                                                                                                                                                                                                                            ’Gebelikte ilaç kullanımına dikkat

Oca
23rd

Kızamıkçık ihmale gelmez

Posted by admin

Döküntü, hafif ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişme, tipik nezle belirtileri ve burun akıntısı… Bu belirtiler, genellikle çocuklarda görülen kızamıkçığa ait. Çocuklar bu hastalığı hafif atlatıyor ama anne karnındaki bebekler o kadar şanslı olmuyor.Kızamıkçık, sadece çocukluk döneminde görülen bulaşıcı bir hastalık değil. Çocukluğunda bu hastalığı geçirmemiş her yaş grubundan kişi kızamıkçık olabiliyor.

Kızamıkçık, bağışıklığı olmayanlara hava yolu ile kolaycabulaşıyor. Hafif ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişme veburun akıntısı gibi şikayetlere neden oluyor. Erişkinlerde kızamıkçık sırasında eklem iltihabına bağlı olarak eklem ağrıları da görülebiliyor. Ayrıca kanama bozuklukları, ilerleyici beyin iltihabı gibi korkutucu etkilere de neden olabiliyor. 15-49 yaşları arasında hamileyken kızamıkçık geçiren kadınlarınçocukları ise doğumsal kızamıkçık sendromu riskiyle karşı karşıya.

Anne adayı kızamıkçık olduğunda hastalık plasentaaracılığıyla bebeğe geçiyor. Kimi zaman anne, hastalığı ateş, döküntü ve soğuk algınlığına benzer belirtilerle geçirerek griple karıştırabiliyor. Kızamıkçık virüsü, anne üzerinde olumsuz bir iz bırakmazken bebekte ciddi ve kalıcı hasarlara neden oluyor.

Bunlar arasında ağır kalp kusurları, sağırlık, zeka geriliği, beyin hasarı ve katarakt gibi doğumsal özürler bulunuyor.Uzmanlar, hamilelikte kızamıkçık geçiren annelerin sağlıklı doğan çocukları okul  çağında şeker hastalığından yakınabiliyor

Bedava aşı

Bu yüzden yetişkinlerin kızamıkçık aşısı olması çok önemli. 2006’da kızamıkçık aşısının aşı takvimine girmesiyle doğumdan itibaren tüm bireyler kızamıkçığa karşı korunmuş oluyor. Sağlık Bakanlığı da bu aşıyı, doğurma yaşındaki tüm kadınlara aile hekimliği merkezleri ve sağlık ocaklarındaücretsiz uyguluyor. Ancak kızamıkçık aşısı, hamile kadınlara ve 1 aya kadar hamile kalma olasılığı bulunanlara önerilmiyor…                                                                                                                                                                                                                                         Kızamıkçık ihmale gelmez

Oca
22nd

Bebeğinizin dişlerini böyle koruyun

Posted by admin

Gelişen teknolojiyle cila, jel, diş macunu, gargara ve ciklet formuna getirilen flor uygulamaları, çocukların diş sağlığının korunmasına ve çürük riskinin azaltılmasına olanak sağlıyor. Cila formu bebeklere, jel formu da altı yaş üstündeki çocuklara uygulanan florun, çürük riskine göre 2-4 yıl süreyle uygulanması tavsiye ediliyor.

Uzmanlar, geceleri anne sütü alan, bir yıldan fazla biberon kullanan ve biberonla şekerli gıda alan bebeklerin, ailesinde diş çürüğü hikayesi bulunan, dişlerinde beyaz leke olan, diş yapısı bozuk ya da süt dişlerinde çok sayıda çürük bulunan bebeklerin diş çürüğü açısından yüksek risk grubunda olduğu uyarısında bulunuyor.

Sağlıklı bebek ve çocuklara da flor uygulamasını öneren uzmanlar, altı ayda bir yapılacak flor uygulamasının da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri ödeme kapsamında bulunduğunu belirtiyor.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Seval Ölmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, florun su ve yediğimiz yiyeceklerle vücuda alınabilen bir element olduğunu söyledi. Tabiatta suyun içinde flor bulunduğunu, ancak oranının farklı olduğunu belirten Ölmez, balık, et, süt, peynir, yumurta ve baklagillerde de önemli oranda flor bulunduğunu ifade etti.

Ölmez, florun vücutta en fazla kemik, diş gibi sert dokularda biriktiğini, emilimi ve kalsifiye dokularda birikiminin yaşla birlikte azaldığını ve böbreklerden atıldığını anlattı.

Florun, ağız ve diş sağılının korunmasında çok önemli olduğunu vurgulayan Ölmez, mine oluşumu, bakteri plağı ve diş çürüklerinde etkili olduğunu söyledi. Florun, mine dokusunun olgunlaşmasında kristal yapının arasındaki boşlukları doldurduğunu dile getiren Ölmez, diş yapısının güçlendirilmesine yardımcı kimyasal madde olan florun bakterilerin de dişin dış yüzeyine olan etkisini azalttığını belirtti.

Ölmez, florun diş yapısının kuvvetlendirilmesinde çok önemli olduğuna dikkati çekerek, diş çürüğünün ilerlemesini yavaşlattığını söyledi.

-GECE ANNE SÜTÜ ALAN BEBEKLERDE DİŞ ÇÜRÜĞÜ RİSKİ-
Florun, içme suyu, tuz, süt, damla ya da tabletler ile sistemik olarak alınabildiğini ifade eden Ölmez, diş macunu, gargaralar, jel ya da solisyon, cilalar, cikletler ve retoratif materyallar aracılığıyla da uygulanabildiğini belirtti. Ölmez, içme suyunun ya da tuzun florürlenmesiyle yüzde 40-60 oranında koruyuculuk sağlanabildiğini dile getirdi.

Diş çürüklerinin önlenmesinde en yaygın yöntemin diş macunu ile temizliğin yapılması ve düzenli hekim muayenesi olduğunu ifade eden Ölmez, diş macunlarının içinde flor bulunduğundan, düzenli temizlikle diş yapısının kuvvetlendirilebileceğini ve çürüklerden korunulabileceğini vurguladı.

Yüksek çürük riski bulunan çocuklara, bebeklikten itibaren flor içerikli preparatların klinikte uygulanabildiğini anlatın Ölmez, ”Beslenme şekli uygun olmayan, geceleri anne sütü alan, bir yıldan fazla biberon kullanan ve biberonla şekerli gıda alan bebekler, ağız hijyeni uygun olmayan, ailesinde diş çürüğü hikayesi bulunan, dişlerinde beyaz leke olan, kronik olarak şeker içeren ilaç kullanmak zorunda olanlar, diş yapısı bozuk ya da süt dişlerinde çok sayıda çürük bulunan bebek-çocuklar ile bedensel-zihinsel engelli olduğu için kendisi fırçalama yapamayacak durumdaki çocuklar diş çürüğü açısından yüksek risk grubundadır” diye konuştu.

-YÜKSEK DİŞ ÇÜRÜĞÜ RİSKİ TAŞIYAN BEBEKLERDE FLOR CİLASI-
Prof. Dr. Özlem, bebek ve çocuklarda diş çürüğü oranın ve çürük gelişmesi riskini azaltmak için çeşitli flor uygulamaları ile koruyucu yöntemlerin uygulandığını belirterek, bunların, flor tabletleri, cilalar, jeller, diş macunları, gargaralar ve cikletler şeklinde çeşitli formlarda olduğunu anlattı.

Ölmez’in verdiği bilgiye göre, flor damla ve tabletleri yüksek risk grubu çocuklarda içme suyunda flor bulunmayan bölgelerde tercih ediliyor. Flor tablerinin altı aydan itibaren uygulanması ve tabletlerin gece yatmadan önce çiğnenerek alınması gerekiyor. Flor tabletleri yutularak alındığı için ancak diş gelişimi sırasında kullanıldığında dişlerde olumlu etkisi oluyor. Haplar, belli bir oranda koruyuculuk sağlıyor, ancak tamamen diş çürüğü önlemiyor.

Florürlü diş macunlarının, bebeklerin süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte 6 yaşına kadar ebeveyn kontrolünde uygulanması öneriliyor. Bebekler için özel üretilmiş diş macunlarının, ilk iki ya da dört diş çıktığında belli belirsiz sürüntü şeklinde, arka azı dişleri çıktıktan sonra da mercimek büyüklüğünde kullanılması gerekiyor. Flor toksititesinin de tiroid bozukluğu, gelişme geriliği ve böbrek fonksiyonlarında bozukluğa yol açabileceği belirtiliyor.

Florürlü gargaralar ise fırçalamanın yapılamadığı bölgelerde çok etkili oluyor. Gargara, diş macunu ve tabletlerin kombine kullanımı sonrasında çürüklerde yaklaşık 90 azalma sağlıyor. Altı yaş üstündeki çocuklarda gargaranın, 1 dakika tutularak tükürülmesi gerekiyor.

Florürlü jeller de dişlere uzun süre temas ederek flor alımını arttırıyor. Cila şeklindeki flor, genellikle bebeklere uygulanırken, florürlü jeller altı yaşın üstündeki çocuklara yapılıyor. Yüksek çürük riskinde 4 yıl, düşük çürük riskinde 2 yıl uygulanması öneriliyor. Flor cilaları, yüksek çürük riski taşıyan bebeklerde beyaz leke lezyonlarına uygulanıyor. Cilalar, yüzde 30 oranında çürük önleyici bir etki yapıyor.

-FLORÜRLÜ CİLA NASIL UYGULANIYOR?-
Üst ön dişlerde tebeşirimsi görüntü tespit edildiğinde kullanılıyor.

Uygulama öncesinde çocukların tok ve su içmiş olarak getirilmesi isteniyor. Çocuğun başı hekimin kucağına gelecek şekilde yatırılıyor. İlk olarak diş yüzeyindeki birikintiler temizleniyor ve ardından diş yüzeyi gazlı bez yardımıyla iyice kurutuluyor. Flor cilası bir fırça yardımı ile dişlerin üzerine uygulanıyor.

Florlü jeller, dişlerin temizlenip kurulmasından sonra özel kaşıklarla doldurularak dişlerin dış yüzeylerini içine tamamen alacak şekilde çeneye yerleştiriliyor ve 4 dakika kadar bekletiliyor. Uygulama sonrasında yarım saat kadar hiçbir şey yenilip içilmemesi tavsiye ediliyor. Gün boyu yumuşak gıda öneriliyor. Fırçalama işleminin ertesi gün yapılması gerekiyor. Uygulamanın, bebeklerde ve çocuklarda altı ayda bir yaptırılması isteniyor.

-FLOR UYGULAMASI SGK TARAFINDAN ÖDENİYOR-
Risk grubunda olmayan sağlıklı bebek ve çocuklara da flor uygulaması öneriliyor. Flor uygulamasının ilk olarak, bebeğin dişinde bir çürük bulunmaması halinde tüm süt dişlerinin tamamlanmasından sonra, çürük tespiti halinde de hemen başlanılması tavsiye ediliyor.

Altı ayda bir yapılacak flor uygulaması, Sosyal Güvenlik tarafından geri ödeme kapsamında bulunuyor. Flor uygulamasının, diş hekimi tarafından klinikte yapılması gerektiği vurgulanıyor…                                                                                                                                                                                                                                                                  Bebeğinizin dişlerini böyle koruyun

Chattur Fm



© 2012 SohbetSayfalari.Com Guncel Blogu