porno izle,türk porno izle,canlı porno izle,türban sikiş izle,sex hikayeleri,sikiş izle,sex izle SohbetSayfalari.Com Guncel Blogu » bebegim
Oca
10th

Kardeşini kıskanıyorsa…

Posted by admin

Uzmanlar kıskançlık duygusunun doğal ve acı verici olduğunu söylüyor. İşte anne-babalar için öneriler. Bebeğin ve diğer kardeşin yatak odalarını ayırın, mekanın düzenlenmesinde çocuğun tercihlerine önem verin.
Yeni bebeğe verilecek isim konusunda kardeşe danışın.
Kardeşi de doğacak bebeğin ultrasonografi muayenesine götürün ya da görüntüleri gösterin.
Bazı çocuklar doğum sırasında annenin zarar göreceği endişesini taşır. Bebeğin oluşumu ve dünyaya gelmesine ilişkin yaşına uygun, kısa ve doğru bilgiler anne-baba tarafından çocuğa verilmeli.
Okul öncesi çağ çocuğu anne-babanın da katılımıyla oyuncak bebekle oynayarak, onu yıkayıp giydirerek, dünyaya gelecek bebeğin günlük yaşamlarını nasıl değiştireceği konusunda deneyim kazanabilir.
Yakın aile ve arkadaş çevresinde yeni doğan bebek varsa ziyaret edilmesi, anne- babanın bebeği kucaklayarak sevmeleri çocuğu kardeşinin doğumuna hazırlar.
Bebek bakımıyla ilgili olarak çocuktan yaşına uygun yardımlar istenmeli ve mutlaka annesini ve bebeği ziyaret etmek üzere hastaneye götürülmelidir.
Anne-babanın çocuğa kendisini sevdikleri gibi, bebeği de seveceklerini açıklamaları büyük önem taşır.
Yeni doğanın resimlerinin yanı sıra kardeşin de bebeklik fotoğraflarının ev ortamında sergilenmesi gerekir.
Anne-babanın çocuğa yeni doğanla birlikte aile içinde sahip olduğu yeri kaybetmeyeceğini, yeni haklar elde edeceğini hissettirmeleri önem taşır. Örneğin “Kardeşin küçük olduğu için evde kalacak ama sen bizimle birlikte sinemaya gelebilirsin” gibi.
Kardeşler arasındaki kıskançlığı körükleyen en yaygın anne-baba tutumları; ailede bir gözbebeği belirleme, çocukları birbirleriyle kıyaslama, cinsiyet ayrımı yaparak taraf tutmadır. Bunları kesinlikle yapmayın.

Oca
10th

Miyop çocuklar daha zeki

Posted by admin

“Uzağı net görememek” olarak tanımlanan miyopi doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zeka katsayılarının (IQ) normal popülasyona göre 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, “Yapılan çalışmalarda ailelerde de benzer sonuçlar elde edilmiş.

Öyle ki miyop kardeşlerin, olmayanlara kıyasla zeka katsayılarının daha yüksek olduğu ortaya konmuş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuş.

Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: “Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor” diyor.

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar, eğer 2 gözde de sorun varsa, çocuğun uzağı net olarak göremediğini kendisi ifade edebildiğini belirterek, “Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor.

Ancak sadece tek göz bozuksa, işte bu durum kolayca dikkatten kaçabiliyor ve erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.Miyop çocukların zeka katsayılarının normal popülasyona göre 7-8 kat daha fazla olduğu belirtildi…

Oca
5th

Uyusun da Büyüsün

Posted by admin

Uyku yalnızca bir dinlenme aracı değil aynı zamanda tüm organların yenilenmesi için şart.Uyku sırasında stres hormonları azalırken büyüme hormonu salınımı artar. Bu sayede uyku sırasında vücut kendini onarır, yeniden yapılandırır, protein sentezi artar ve vücut kendini yeni güne hazırlar.

Düzenli Uyku Hafızayı Güçlendirir
Meleğiniz uyku sırasında büyür. Çocuğunuz ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku ihtiyacı da o kadar fazladır. Düzenli uyuyan çocuklarda büyüme daha hızlı olur. Yine bu çocuklarda öğrenmenin daha net, hafızanın daha güçlü olduğu ortaya konmuş. Yetersiz uyuyan çocuklardaysa durum tam tersi.

Hiperaktivite ve Depresyon Riskini Azaltır
Bilimsel araştırmalar okul öncesi çocuklarda düzenli uykunun hiperaktivite, anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiş. Yine bir haftalık süre içinde 3-4 gün ve fazlası uykunun (bu da gün başına en az 11-12 saat uyku demek) çocuklar için gerekli olduğu gösterilmiş.

Yatma Vakti 22.00 Olsun!
Uykuya yatma zamanının gece 22.00′den önce olmasını sağlayın. Bebeklik döneminden itibaren bu alışkanlığı başlatın.

Kendi Kendine Uykuya Dalsın
Çocuğunuz temas, anne göğsü, beslenerek ya da sallanarak uykuya dalmaya alışmışsa, farkında olmadan şartlı refleks oluşturur. Her uyandığında uyumak için zorunlu hale gelen bu koşulları ister.

Beslenme Alışkanlıkları Etkiler mi?
Uyku üzerinde bazı beslenmeyle ilgili etkenler de söz konusu. Örneğin gece yarısı kan şekerinin düşmesi bebeğinizin uyanmasına yol açar. Uyku saatine yakın karbonhidrattan zengin gıdalardan (unlu ve şekerli) kaçının. Gıda alerjileri de kaşıntı, astım ve sindirim problemlerine yol açarak uyku kalitesini bozar. İnek sütü alerjisi olan çocuklarda inek sütünün öğünlerinden çıkarılması uyku kalitesinde düzelmeler sağlar. Ayrıca gıda alerjileri çocuklarda bademcik ve geniz etinin büyümesine yol açarak uyku problemlerine yol açabilir. Kalsiyum, magnezyum ve B vitaminlerinin (özellikle B6) az alınması, gece uyanmalarını artırır. Yatmadan önce alınan kafeinli gıdalar ki birçok içecek ve çikolatada boldur, uyarıcı etkisi nedeniyle uykusuzluğa neden olabilir.

Düzenli Uyku İçin
Düzenli bir uyku saati, masal ve müzik olmazsa olmazlardan. Çocuğunuzu güven objesiyle baş başa bırakmak (seveceği bir battaniye ya da oyuncağı), masaj yapmak uykuyu sevimli hale getirilebilir…

Ara
29th

Bebeğinizin süt alerjisi olabilir

Posted by admin

Çocuklardaki süt alerjisi genellikle ilk yıl görülür, 3-5 yaşına kadar sürebilir.Bebeğinizi emziriyor ya da süt içiriyorsunuz… Yarım veya birsaat sonra yavrunuzda kızarıklık, deride döküntü, mide ve bağırsakta rahatsızlık hissi, kusma, ishal gibi belirtiler başlıyor…

Bazen dışkısında kan görüyorsunuz. Sorun yok, bu durum çoğunlukla süt alerjisinden kaynaklanıyor.Amerikan Hastahanesi Pediatri Bölümü’nden Dr. Aylin Şimşek anlatıyor; “Süt alerjisi genellikle ilk yıl görülür. Bazı bebeklerde kronik burun tıkanıklığı, öksürük, hırıltılı solunum veya nefes almadagüçlük şeklinde ortaya çıkar. İnek sütü veya süt ürünü alımını takiben ağız çevresinde şişlik, kaşıntı, ürtiker şeklinde döküntü olabilir. Egzama yapabilir. Bebeğiniz morarıyorsa, soluk ve halsizse, tüm vücudunda ürtiker şeklinde kabarık döküntüler varsa, boyun-baş bölgesinde ani şişlik oluşmuşsa, kanlı ishal başlamışsa doktorunuza veya acil servise başvurun”.

Tedavisi zor değil

Bebek sadece meme emiyorsa, annenin beslenmesinden süt ve süt ürünlerini çıkarın. Bebek anne sütü  yerine mamaile besleniyorsa doktorun önerdiği mamayı kullanın. İnek sütü alerjisi bulguları gösteren bebeğinize, ek gıda alma döneminde, süt ve süt ürünlerini bir süre vermeyin, alerji bulgularının gerileyip gerilemediğini kontrol edin. Bir yaşın üstünde süt alerjisi olan çocukların peynir, yoğurt, dondurma ve sütlü yiyeceklerden kaçınması gerekir. Bu rahatsızlık iki-beş yaşa kadar sürebilir. İnek sütü alerjisini önlemek için yeni doğan bebek, en az 4 ay anne sütü almalı. Ek gıdalarageçerken de ailede yoğun bir alerjik hikaye varsa, yeni ekgıdalara adım adım ve 2 hafta aralarla başlanmalı…

Ara
27th

Uzağı göremeyen çocuk daha zeki

Posted by admin

Araştırmalar miyop yani uzağı net göremeyen çocukların okul başarısının daha fazla ve bu çocukların zeka kat sayısının (IQ) normal nüfusa göre daha yüksek olduğunu ortaya Maslak koyuyor. İyi de bu çocukların diğerlerinden farkı ne?Miyop doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağında da başlayabiliyor. 7-16 yaş arasında başlayan miyopluğa da ‘okul miyopisi’ adı veriliyor. Miyop çocukların, nüfusun kalanından daha zeki olmasının nedenini Acıbadem MHastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar anlatıyor: Yapılan araştırmalarda miyop kardeşin, olmayana kıyasla zeka katsayının daha yüksek olduğu ortaya konulmuş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı daha yüksek. Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zekiler okumaya daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor.

Teşhis zor tedavi kolay

İki gözde de sorun varsa, çocuğun uzağı net olarak göremediğini kendisi anlıyor ya da aile ve öğretmenler, çocuğun gözünü kısmasından, tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğu olduğunu tahmin ediyor. Tek göz bozuksa kolayca dikkattenkaçıyor, erken tedavi edilmediği için göz tembelliği oluşuyor. Miyopi tanısı, göz muayenesinde görme seviyesinin tespiti ve göz numaralarının otomatik ölçümü (otorefraktometre) ile konuyor. Ayrıca muayene sırasında göz bebekleri damla ilegenişletilerek gözün içine bakılıyor.’ Tedavide 11 yaşına kadar çocuğun gözlük kullanması gerek. 11 yaşından sonra kontakt lens  takabilir, 18 yaşından sonra da lazer tedavisi uygulanabilir. Çocukluk döneminde miyop gözlükleri sürekli takılmalı. Aksi halde numaralar daha hızlı ilerliyor. Kontakt lensin de kurallara uygun kullanılması önemli.

Doğru bilinen yanlışlar

YANLIŞ: Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa bozukluk daha yavaş ilerler.
DOĞRUSU: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygunnumara kullanılmalı.
YANLIŞ: Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
DOĞRUSU: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlük sürekli takılmalı.
YANLIŞ: Ergenlik döneminde kontakt lens kullanımıönerilmez.
DOĞRUSU: 11 yaşından sonra gençler kontakt lenskullanabilir.
YANLIŞ: Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
DOĞRUSU: Miyopi ilerleyen yaşla azalmaz.

Gebelikte cep telefonu  kullanımını kısıtlayın

Amerikan Hastahanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bülent Urman, gebelik ve doğum sonrası dönemde cep telefonu sinyallerine maruz kalan çocuklardadavranış problemleri görülme riski olduğunu söyledi. Araştırmaya göre; doğumdan önce ve sonra cep telefonu sinyallerine maruz kalan çocukların hiperaktivite, dikkateksikliği ve konuya odaklanmada sorunlar yaşadığı tespit edilmiş.

Yüzde 93’ünde sorun var

Danimarka’da 28 bin 745 çocuk ve anne üzerinde ceptelefonu kullanımı konusunda anket yapılmış. Çocuklar 7 yaşına geldiğinde anket tekrarlanmış. Sonuçlara göre 7 yaşındaki çocukların yüzde 35.2’si cep telefonu kullanıyor.Çocukların yüzde 93’ünde davranış problemi, yüzde 3.3’ünde sınırda davranış sorunları, yüzde 3.1’inde ise belirgin davranış sorunları ve duygusal problemler saptanmış.Çocukların yüzde 18’e yakını gebelikte ve doğum sonrası dönemde cep telefonuna maruz kalmış ve çalışmaya göre bu grupta en yüksek oranda davranış problemleri izlenmiş.

Haydi çocuklar tiyatroya

Zorlu Çocuk Tiyatrosu ‘Bremen Mızıkacıları’ adlı oyunla bu hafta sonu İstanbullu çocuklarla buluşuyor. Ortaköy Afife Jale Sahnesi’ndeki oyun 11.00 ve 13.00’te. Bremen Mızıkacıları, evden kaçan bir eşek, bir köpek, bir kedi, bir horozun Bremen’e gidip orada müzisyenlik yapma düşlerini ve yolda arkadaş olmalarını konu alıyor. 25-26 Aralık tarihlerinde İstanbul’da sergilenecek oyunun…                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             Uzağı göremeyen çocuk daha zeki

Ara
15th

Elektroşokla hamilelik dönemi

Posted by admin

Çocuk sahibi olmak için döllenme aşamasında sperme direnç gösteren yumurtaya uygulanan elektroşok yöntemi ile gebelik elde edilebiliyor.Türk bilim  adamı Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi  Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Volkan Baltacı ve ekibi tarafından uygulanan yöntem, yurt dışında da 3-5 yıldır uygulanıyor.
Baltacı, yaptığı açıklamada, sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelebilmesi için yumurta, sperm yapısının normal olması gerektiğini söyledi.

Başarısız tüp  bebek denemeleri, düşükler ya da gebe kalamama gibi sorunların nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve tedavi seçeneğinin ona göre şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Baltacı, bazı çiftlerde yumurta ve sperm kalitesi  normal olmasına rağmen, yumurtanın sperme direnç göstererek döllenmeye engel olabildiğini anlattı.

Baltacı, bu durumun da gebelik oluşumunu engellediğini ve gebelik sağlanabilmesi için elektrşok  yöntemi kullanıldığını belirtti.

”ELEKTROŞOK İLE HÜCRENİN DNA’SINI BİRLEŞTİRİYOR”

Bu hikayeye sahip olan çiftlerde tüp bebek uygulaması yapılmadan önce anne adayının yumurtalarının toplandığını ve erkekten de sperm alındığını anlatan Baltacı’nın verdiği bilgiye göre, süreç şöyle işliyor:

”Sperm ve yumurta alındıktan sonra mikroenjeksiyon işlemi (ICSI) gerçekleştiriliyor ve dölleme işlemine geçiliyor. Ancak dölleme işleminde yumurta direndiği için bölünme gerçekleşmiyor.

Tıpta ‘Total Fertilization Failure/Döllenme kaybı (TFF)’ denilen durumun üstesinden gelinebilmesi için elektro şok diye tanımlanan uygulama kullanılıyor. Yumurta hücresine, sperm ile döllendikten sonra aynı kalbi duran hastaya elektro şok verildiği gibi spermin yumurtayı döllemesine yardımcı olmak üzere piezo elektrik denilen mikrovolt düzeyindeki elektrik akımı veriliyor.

Alternatif ve doğru akımlar, hücreyi polarize ederek sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdek membranlarını etkileyerek sperm ve yumurta hücrelerinin DNA’larının birleşmesini sağlıyor ve ayrıca hücrenin döllenme ve bölünmesi ile ilgili mekanik sistemi uyarıyor.”

SEKİZ YILLIK ÇOCUK ÖZLEMİ

Elektroşok yöntemi uygulanarak gebe kalan 34 yaşındaki 11 yıllık evli Gözen Altınsoy da yaklaşık sekiz yıldır çocuk sahibi olmayı istediklerini, bunun için 8 tüp bebek denemesi yapıldığını anlattı.

Denemeler sonucunda üç kez gebelik gerçekleştiğini, üçüz gerçekleşen birinci gebelikte bir tanesi alınırken diğerlerinin de yaşamını yitirdiğini belirten Altınsoy, ikinci gebelikte kromozom bozukluğu tespit edildiği için zorunlu olarak gebeliğin sonlandırıldığını söyledi…

Ara
11th

Hamile kalmaya karar verdiyseniz…

Posted by admin

Günümüzde anne adayları planlı bir şekilde bebek sahibi olmaya karar verip kendilerini bu zorlu döneme psikolojik ve fiziksel yönden hazırlıyorlar.İlk yapılması gereken gebeliği takip etmesi istenilen hekim ile temasa geçmek, randevu almak ve muayeneye gitmektir. Bu ziyaret sırasında hekim kişinin genel sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olur ve gebelik ile ilgili yaşam şeklindeki bazı değişiklikler ile ilgili plan yapar. Kişinin kronik bir rahatsızlığının olup olmadığı son derece önemlidir. şeker hastalığı  ya da yüksek tansiyon  gibi bazı önceden bilinen hastalıklar kontrol altına alınmalıdır. Düzenli ya da düzensiz kullanılan ilaçlar hekim ile tartışılmalı, bunların gebeliğe ve bebeğe olan etkileri sorgulanmalıdır. Hem anne hem de baba adayının aile geçmişleri sorgulanmalı, soylarında genetik  geçiş gösteren herhangi bir anomali ya da hastalığın olup olmadığı araştırılmalıdır.

GEBELİĞE HAZIRLIK

Gebelik ve anne olma heyecanı sağlıklı bir yaşam için mükemmel bir motivasyon aracıdır. Bu kararı veren pek çok kadın alışkanlıklarını kendi isteği ile değiştirmekte, pek çoğunun eşi de ona destek olmak maksadıyla ona uymaktadır. Sonuç daha sağlıklı bireyler ve aile olarak karşımıza çıkmaktadır.

sigara: Sigarayı bırakmak için anne olmayı istemekten daha iyi bir sebep olamaz.Sigara kadında yumurta, erkekte sperm sayı ve kalitesini azalttığından gebe kalmada güçlüğe neden olabilir.

alkol: Alkol de gebe kalma şansını bir miktar azaltır. Anne karnında alkole maruz kalan bebeklerde uzun dönemde zeka gerilikleri, öğrenme ve davranış bozuklukları görülebilir. Alkol erkekte de sperm sayısı ve kalitesini azaltır.

stres: Bir araştırmada infertilite tedavisi gören kadınlarda stres gidermek maksadı ile meditasyon yapanlarda gebeliklerin daha kolay elde edildiği sonucuna varılmıştır. En sağlıklı ve kolay stres giderici egzersizdir.

beslenme: Beslenme de son derece önemlidir. Suni tatlandırıcılar, kafein gibi pek çok maddenin kullanımı azaltılmalıdır. Kilo fazlalığı varsa bunları vermek için en iyi dönem gebelik öncesidir. Çünkü gebelikte diyet önerilmez.

ÖNEMLİ NOKTALAR

* Gebe kalmaya karar verildiğinde doğal olarak ilk yapılacak şey korunmayı bırakmaktır. Uygulanan yönteme bağlı olarak üreme yeteneğinin geri dönmesi 0-3 ay kadar sürebilir.

* Gebe kalmak için en uygun dönem 28 günde bir adet gören kadında kanamanın başlangıcından itibaren 12-15’inci günlerdir.

* Gebe kalma şansını artırmak için düzenli bir cinsel yaşam ve haftada en az 3 ilişki  faydalı olur. Bu şekildeki çiftlerin yüzde 75’i 6 ay içinde gebelik elde eder.

* Çiftlerin yüzde 15’inde 1 yılın sonunda gebelik olmaz. Bu çiftlerin infertilite araştırılması açısından hekime müracaatı gerekir…

Ara
11th

Bebeğiniz kalp hastası olabilir mi?

Posted by admin

Bebeğiniz doğmadan kalp sağlığı hakkında bilgi almak için 20 dakikalık bir işlem yetiyor.Anne karnındaki sorunların anlaşılabilmesi amacıyla yapılan “Fetal Ekokardiyografi”de ses dalgaları kullanılıyor, anne ve bebek ağrı , acı çekmiyor. Bu ultrason incelemesiyle bebeğin kalbine bakılıyor. İnceleme eğer bebeğin pozisyonu ters ve görüntülemeye engel olmuyorsa yaklaşık 20 dakika sürüyor.
Anne karındaki bebeğin pozisyonu, annenin şişman olması gibi durumlar incelemenin bazen uzun sürmesine neden olabiliyor. Bazen aynı gün bebeğin kalbini incelemek mümkün olamıyor, bu nedenle ertesi gün anne tekrar çağırılıyor. Annelerin incelemenin uzun sürmesinden endişe etmemesi gerekiyor. Normal bir bebekte bile pozisyonu dolayısıyla işlem uzun sürebilir.

16′NCI HAFTADAN İTİBAREN
Acıbadem Bakırköy  Hastanesi Pediatrik Kardiyoloji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, bu incelemenin gebeliğin 16’cı haftasından itibaren gerçekleştirildiğini belirtiyor. Daha erken dönemde ise transvajinal yani vajina yoluyla inceleme yapılıyor. Kalbin iç yapısı, kalp odacıkları, kalp kapakları, kalpten çıkan damarlara bakılıyor, kalp fonksiyonları ve kalbin içindeki ve damarlardaki kan akımları inceleniyor. Fetal ekokardiyografi, hamileliğin her döneminde yapılabiliyorsa da, daha çok 16-20-22’inci haftalar arasında tercih ediliyor. Ciddi kalp anomalisi varsa bazen gebeliği sonlandırmak gerekebiliyor. Kromozom anomalileriyle birlikteyse de sonlandırmak gündeme gelebiliyor.

TÜM ANNELERE YAPILMIYOR

Fetal ekokardiyografi tüm annelere yapılmıyor. Bu konuda eğitim  görmüş kadın doğum hekimleri yani perinataloglar gerekli gördüğü takdirde bu incelemenin yapılmasını istiyor.  Perinatoloji uzmanları bebeğin tüm organlarını inceledikleri gibi kalbini de inceliyorlar. Herhangi bir anormallik düşünürlerse veya bebek doğumsal kalp hastalığı açısından risk altında ise detaylı inceleme ve gerekli tedavinin planlanması için pediatrik kardiyoloji uzmanlarına yolluyorlar.  Fetal ekokardiyografinin de bu konuda özel eğitim almış tecrübeli pediatrik kardiyologlar tarafından yapılması lazım.

Hangi durumlarda yapılmalı?

- Kalpte anormallik tespit edildiyse
- Bebeğin başka organlarında anormallik varsa
- Kromozom anomalisi varsa
- Annede diyabet, guatr hastalığı veya kronik bir hastalık varsa ve ilaç  tedavisi görüyorsa
- Annede, babada, kardeşlerden birinde, teyze-halada, amca - dayıda ve onların çocuklarında yakın akrabalarından birinde, doğumsal kalp hastalığı varsa
- Bebekte “hidrops” anne karınında su toplanması halinde
- Bebeğini içinde yüzdüğü suyun çok ve az olması halinde
- Anne enfeksiyon geçirmişse, ışın almışsa, ilaç kullanmışsa
- Bebeğin kalp atımlarında problem varsa yani ritm bozukluğu varsa
-Tüp bebek, ikiz veya çoğul gebelik olması durumunda, anne karnında tekrarlayan bebek ölümleri  varsa fetal ekokardiyografi mutlaka yapılmalı.

Ancak tüm bu incelemelerin yapılması için birden fazla disiplinin bir arada çalışması gerekiyor. Türkiye’de perinatoloji uzmanlarının sayısının artmasının önemine değinen Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, “Bu sayının artması, doğumsal hastalıkların anne karnındaki teşhis oranını artıracaktır. Ekiphalinde çalışmak bu nedenle çok önemli. Ekibimizde kadın doğum, kalp cerrahisi, çocuk kardiyolojisi, anesteziyoloji, radyoloji, yenidoğan yogun bakım uzmanı ve perinatoloji uzmanı yer alıyor. Tüm bilgiyi paylaşarak ortak kararlarla hastalarımıza tedavi sunuyoruz” dedi.

TEDAVİDE NELER YAPILIYOR?

Ritm bozukluğu varsa:
Anne karnında ritm bozuklukları olabiliyor. Çarpıntılar, yavaşlamalar olunca inceleniyor. Annenin bebeğinin kalbindeki ritm bozukluklarını hissetmesi mümkün değildir. Ritm bozuklukları her zaman çok kötü değildir, iyi huylu ritm bozuklukları da vardır, bunların bazıları doğumdan sonra kaybolabildiği gibi, bazıları doğumdan sonra da devam ediyor. Anne karında kalp yetersizliklerine yol açanları da olabiliyor. Bu durumda ya anneye ilaç veriliyor ya da bebek kordonundan ilaç verilerek tedavi yapılıyor.

Kapak darlıkları:
Anne karnındaki tedaviler rutin olarak uygulanmasa da yaygınlaşıyor. Kapak darlıkları balonla açılabiliyor.

Doğum sonrası tedaviler:
Bazı kalp sorunları doğar doğmaz müdahale gerektirir.  Kalp problemi doğumdan önceden bilinirse doğumun nerede ve ne zaman yapılacağına ve ne tip bir müdahale gerektiğine önceden karar verilmiş oluyor.  Doğum kalp cerrahisi, yenidoğan uzmanı ve çocuk kardiyoloğunun bulunduğu çocuk kalp merkezinde gerçekleştirilerek bebeğin kalbine tıbbi, cerrahi veya kateter yöntemiyle gerekli müdahaleler gecikmeden yapılmış oluyor, bebeğin sağlığına kavuşma şansı önemli ölçüde artıyor.

Doğumdan sonra dikkat!

Bebekler dünyaya geldikten sonra bazı belirtilere dikkat edilmesi, izlenmesi gerekiyor.  Anne karnındaki dolaşımın özelliği farklıdır. Kalbin üst odacıklarında bir delik, bazı damar açıklıkları vardır. Çok ciddi kalp sorunları olsa bile dolaşımın bu özelliği sayesinde doğuma kadar hiç sorunsuz gelinebiliyor. Doğduktan sonra ilk nefes almayla birlikte bu damar açıklıkları ve kalbin üst odacıkları arasındaki delik kapanıyor, akciğer basıncı düşüyor, akciğerlere kan gitmeye başlıyor. Yani normal kalp ve akciğer dolaşımı başlıyor ve bu dolaşımla birlikte kalp problemi ile ilgili sorunlar ortaya çıkıyor.

Üfürüm sesi incelenmeli:

Doğduktan sonraki dönemde en sık rastladığımız bulgu kalbin muayenesi sırasında duyulan üfürüm adını verdiğimiz kalp seslerine ilave üfleme tarzındaki seslerdir. Üfürümler  genellikle  kalp problemi olanlarda duyulur ama kalp problemi olmaksızın da duyulan üfürümler olabiliyor. Biz bunlara fonksiyonel, masum üfürümler diyoruz. Üfürüm duyulan bir aylık bir bebeği pediatrik kardiyoloğun mutlaka  görmesi  gerekiyor. Masum üfürümdür dememek gerekiyor. Eko yapmadan ayırt edilemeyebiliyor.

Morarma önemli:

Ani morarma olabilir, bazen de yavaş yavaş ortaya çıkabilir, bu çok önemli bir belirtidir. Anneler bebeğin gözlerinin altında, dudağın üst tarafındaki morarmayı hastalık olarak yorumlayabilir. Oysa tırnak diplerindeki ve ağız içindeki dudaklardaki morarmalar önemlidir. Ağız etrafında da morarma olabilir, bu kalp hastalığı anlamına gelmese de anneler çocuk doktorlarına danışabilirler.

Kilo almıyorsa:

Bebek iyi kilo alıyorken, üçüncü -dördüncü haftadan itibaren kilo alamıyor, emerken yoruluyor, dinlenerek emiyorsa kalp hastalığının belirtisi olabiliyor.

Sık nefes alma ve inleme:

Bazı anneler bebeklerinin çok hızlı nefes alıp verdiklerini fark edebiliyorlar. Bebeklerin soluk alma hızı fazladır ama kalp hastası  bebekler çok daha hızlı nefes alıp veriyorlar, bazen bu hızlı solunuma inlemeler de eklenebiliyor, bazen de aşırı terleme olabiliyor.

Kaburgadaki çekilmeler:

Kaburga altında içe doğru çekilmeler oluyorsa, bu da kalp hastalığının belirtisi anlamına gelebilir.

Sık ateşli hastalık ve zatürre:

Kalp hastası bebekler enfeksiyonlara  ve zatürreye ve bronşite diğer bebeklerden çok daha yatkınlar, tekrarlayan zatürre atakları varsa bebeklerin kalp hastalığı yönünden tetkik edilmesi gerekiyor…

Ara
11th

Çocuğunuzun cinsiyetini 2. ayda öğrenin

Posted by admin

“Cinsiyet Belirleme Testi (Intelligender Boy or Girl)” ile gebeliğin 10. haftasında bebeğin cinsiyeti öğrenilebiliyor.

ABD’de 2006 yılından bu yana kullanılan ve gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanabilen basit bir idrar testi ile 10 dakika içinde sonuç alınabiliyor.

NASIL UYGULANIYOR?

ABD Gıda ve ilaç Dairesi (FDA) onaylı olan test ile yüzde  80 oranında doğru yanıt elde ediliyor. Amerika’da bir şirketingeliştirdiği test, şu şekilde uygulanıyor:

Teste başlamadan önce kullanılacak yüzeyin idrarın dökülmesine karşı korunması ve beyaz bir zemin olması öneriliyor.

Uygulama için sabah uyanıldığındaki ilk idrar gerekiyor. Testin içindeki bardağın yarısı anne adayının ilk idrarı ile dolduruluyor. Ardından kutudan çıkan üst kapağındaki küçük bir delik test bardağı alınıyor ve üstündeki yapışkan bir kenarakonularak, anne adayının idrarı şırınga ile alınarak test bardağının içine enjekte ediliyor.

Uygulama sonrasında derhal yapışkanla cihazın üstü kapatılıyor ve 10 saniye çabuk dairesel hareketle çevriliyor. Test bardağının kesinlikle çalkalanmaması gerekiyor.

İşleme başlamış olan test kabının, beyaz bir kağıt veya beyaz bir düz tabak üzerine yerleştirilmesi öneriliyor. Yaklaşık 10 dakika sonra test kavanozundaki karışımın rengi nefti yeşil veya bulutlu yeşil rengine dönerse “erkek”, daha derin sarı veya turuncu renk alırsa “kız” oluyor…

Ara
7th

Kolay doğum için püf noktaları

Posted by admin

Rahat ve sorunsuz bir doğum geçirmek için işte size püf noktaları…

1- Verilmiş Tarihe 10 Gün Daha Ekleyin

Günlüğünüze yazın. Eğer biri sorarsa o gün sizin doğuracağınız gün. Genelde kadınlar bebeğin hamile kaldıktan 40 hafta sonra geleceğini düşünürler. Ama o tarih gelip geçtiğinde hepsi strese girer, duygusal çöküntü yaşarlar. Aile bireylerini arayıp gelişmeleri sorunca da bir korku hissederler. Bu durumlardan en tehlikeli olanı, umudunu yitiren bir annenin doğum yapması. İşte verilen tarihe 10 gün eklemek, doğum başlangıcıyla olabilecek sorunları kabul etmenizi sağlar. İşleri yoluna sokmak için hintyağına başvurmanıza bile engel olur! Geciken her doğum için doktorlar biraz huzursuz olurlar. Bu nedenle de size büyük ihtimalle sancı iğnesi teklif ederler. Doktorunuz böyle bir şeyi önerirse bunun nedenini sorun. Eğer güçlü biriyseniz büyük olasılıkla sancı iğnesi yerine beklemenizi tavsiye edecektir. Doğum eğer kendi rutin doğasında ilerlerse daha kısa vekolaydır. Uzmanlar, annelere doğumun olması gereken günden sonra geçen her günü bonus olarak görmelerini vebebek doğduktan sonra yapamayacakları şeyleri yapmalarını tavsiye ediyor.

2- Dayanabileceğiniz Noktaya Kadar Dayanın

Anneannelerimizden bu yana işe yarayan bir yöntem. Sancılarınız başladığınızda etrafınızı telaşa vermeyin. Ancak kendinizi de kapılar arkasına kilitlemeyin. Bunların yerine sanki hayat normal devam ediyormuş gibi davranın. Hatta bir film koyup izleyin. Erken doğumlarda sancıların şiddeti daha azdır ve dayanılabilirlerdir. Uzun süre devam edebilirler. Çoğunlukla 24 saatten fazla… Bu durumda eğer vücudunuz sizin katılımınızı talep etmiyorsa, bunun için acele etmeyin. Sancılarınıza aldırmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın. Sancınız yokmuş gibi davranın. Enerjinizi, gerçektenihtiyacınız olacak anlar için saklayın.

3- Kalabildiğiniz Kadar Evde Kalın

Ne kadar sakin ve rahat olursanız vücudunuz da o kadar fazlayaşamsal doğum hormonu salgılar. Sancılar artar ve sonra doğum gerçekleşir. Evdeyken her şey yolundaysa, doğum öncesine kadar evde kalın. Peki, ne zaman hastaneye gitmek gerek? Bunun için kesin bir cevap veremeyiz. Doğru yolizlediğinizde, ağrılarınız, risk, doğumun yavaşlaması gibi olasılıklar en aza iner. Eğer doğum gerçekleşmiyorsa, ortam değişimi ya da hastaneye gitmek iyi bir fi kir olabilir. Bunu en iyi siz anlarsınız.

4- Hastaneye Gittikten Sonra Acele Etmeyin

Artık hastaneye gitme zamanının geldiğine eminsiniz. Birden tüm sistemler gitti. Eşiniz telefonla konuşuyor, valizlerihazırlamaya çalışıyor, size montunuzu giymenizde yardım ediyor. Peki ya siz? Hastaneye gitme hazırlıkları hamileler için çok dikkat dağıtıcı olabilir. Bu noktada çok sakin hareketetmelisiniz. Her sancıda tüm dikkat dağılacak ve beklenen an ‘bam’ diye gelecek! Eşiniz arabayı çalıştırma, hastanenin yolunu bulma çabalarını daha da karıştıracak. E o da ister istemez panikleyip işlere yardım etmekten çok kendine yardımcı arayacak. Öyleyse şimdiden eşinizi hazırlayın. Hastaneye gitmeden önce zamana ihtiyacınız olacak.Telefonun hızlı arama tuşlarına gerekli numaraları kaydedin. Valizler hazır olsun.5- Bekleme Odasından Uzak Durun
Hastaneye geldiniz ve yanınızda eşinizle bekleme odasına gittiniz. Sakince bir koltuğa oturup sancılarınızı kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Hem de herkesin önünde, ışıkların altında… Büyük yanlış! Doğum sancıları hep hastaneye gidince başlar. Tedirginlik oranı artar ve bu da salgılanacak olan oksitoksin hormonunu olumsuz etkiler. Bunun anlamı da sancıların gelmesini ertelemesi demektir. Anne adayı odaklanıp nefes alıp vererek sancılarını kontrol edemiyorsa rahatsızlık baş gösterir. İşte o zaman problemin kesinlikle kendinde olmadığını, çevresi yüzünden böyle olduğunu kendine telkin edebilir. Normal ilerleyen bir doğum için hamilemizin özelinin olması gerekir. Her şey doğal olmalı ve kontrol edilebilmeli. Hafif aydınlatılmış, birinin sizi gözetlemediği, eşinizin sizedestek verebileceği bir yer bulun. Ya da kendinizi battal boy bir yorgan ya da battaniyeye sarın. Dış dünyaya kendinizi kapatın, hatta kulak tıkacı, göz maskesi takın. Ancak buşekilde tüm dikkatinizi sancılarınıza verebilir ve düzgün ritminizin bozulmamasını sağlayabilirsiniz.

6- Emzikli Bir Su Şişesi Kullanın

Sancılar sırasında en önemli şeylerden biri de bol su içmeniz. Peki, bardaktan içerken oluşabilecek sakarlıklardan nasıl korunursunuz? Emzikli bir su şişesi en kolay yoldur. Ama dikkatli olun. Günümüzde bu sancılar sırasında gerektiğinden daha fazla su içiliyor ve bunu kimse fark etmiyor. Bu konuda yanınızdaki yakınınızın sizi gözlemlemesini ve uyarmasını rica edin.

7- Serviksinizin Ne Kadar Açıldığını Görmezden Gelin

Uzmanlar birine serviksinizin ne kadar açıldığını sorarsanız, sancıların nasıl ilerleyeceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz diyor. Her doktor, serviksin açıklık derecesine göre farklı sonuç çıkarır. Bir kadının serviksi 3 cm’den 10 cm’ye kadar açılabilir. Doğum öncesi 3 saat içinde 9 cm’ye kadar açılabilir ve sonraki 5 saat daha doğum yapamayabilir. Bu olanların tümünü bir yarış gibi görmek yerine tamamen sancılarınıza odaklanın. Bu performans baskınızı yükseltir ve adrenalin salgılarsanız, doğumunuz da kolay olur.

8- Avazınız Çıktığı Kadar Bağırın!

Her hamilenin doğumda kaçınamadığı ortak bir noktası var; çığlık atmak. Sancılar artmaya başladığı anda hafif iniltiler, gırtlaktan çıkan garip inlemelere dönüşür. Birçok kadın, bu inlemelerin kendilerine yardımcı olduklarını söyler. Bırakın sesler sizin sancınızı azaltmaya yardım etsin. Uzmanlar, nefes ve beraberinde çıkan seslerin çok doğal reaksiyonlar olduğunu söylüyor. Nefes alıp bağırdığınız zaman içinizi boşaltırsınız. Nabzınızın artışı, gelen sancıyla düzenlenir…

Chattur Fm



© 2012 SohbetSayfalari.Com Guncel Blogu