Mar
6th

ABD Nükleer Silahlarını Azaltacak

Posted by admin

ABD, Nükleer Silahların Ülkenin Ulusal Güvenlik Stratejisindeki Rolünü ve Sayısını Azaltmayı Planlıyor.

ABD, nükleer silahların ülkenin ulusal güvenlik stratejisindeki rolünü ve sayısını azaltmayı planlıyor.

ABD Başkanı Barack Obama, nükleer silahsızlanma anlaşmasının 40. yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Kapsamlı Nükleer Denemeleri Yasaklama Anlaşmasının (CTBT) onaylanması ve nükleer silahların yapımında kullanılan fisil maddelerin üretimine son verecek bir anlaşmanın müzakere edilmesi için de çaba göstereceğiz” dedi.

Cumhuriyetçilerin iktidar olduğu 1999 yılında, Senatoda, Kapsamlı Nükleer Denemeleri Yasaklama Anlaşmasının onayı için gereken 67 oya ulaşılamamıştı. Demokratların iktidarda olmasına karşın bugün de anlaşmanın onaylanması için gereken sayıya ulaşılmasının zor olduğu belirtiliyor.

Geçen yıl Prag’da nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya çağrısı yapan Obama, 12-13 Nisan tarihlerinde 43 ülkenin temsilcilerini bir araya getirecek bir zirveye ev sahipliği yapacak…!

Tem
1st

İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş….

Posted by admin

İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş, Sadakatin adıysa; bir serçeye

Göçmen kus bütün bahar ve yaz boyunca
Küçük köyün üstünde uçmuş serçeyle beraber
Küçük sinekleri,kurtları yemişler,
Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.
Masmavi gökyüzünde dans etmişler,
Çiçek açan ağaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler…
Birbirlerine söz vermiş kuşlar;
Ayrılmayacağız diye…
Ama kış gelmiş,

Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,
Serçe ise her zamanki gibi sadık..
Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek….
Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için
Yasamaksa önemli imiş göçmen için.
O, baharların tatlı eğlencesiymiş sadece
Gel demiş serçeye benimle beraber…
Başka bir bahara uçalım.
Serçe ise burada bekleyelim demiş yeni baharı
Ama kış acımasızdır demiş göçmen,
Yasayamayız burada, aç kalır üşürüz
Serçe hayır demiş, korunuruz kötülüklerinden kışın beraber ..
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.
Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere
Kalmakta aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye
Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş
Uçacakmış yeni bir bahara…
Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,
Ama serçe zayıfmış,
onun kanatları uzun uçuşlar için değil.
Dayanamayacakmış bu yola..
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş
Çünkü o hep kaçarmış kışlardan
Hep gidermiş zorluklarından kışın yeni baharlara
Bir fırtına yaklaşıyormuş.
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış
Ama serçe iyice zayıf kalmış, yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım demiş artik.
Biraz dinlenelim,
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.
Serçe çok fırtına görmüş, kurtuluruz demiş.
Ama göçmen yürü demiş serçeye
birazdan okyanuslara varacaz
Serçe sevgisine uymuş ve
peşinden son bir gayretle gitmiş göçmenin
Birazdan varmışlar okyanusa
Kurtuluşuymuş bu büyük deniz
Göçmen için çok iyi bilirmiş buraları
Ama serçe ilkkez görüyormuş ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi
Serçe artık dayanamıyormuş,
Son bi sevgi sesiyle seslenmiş göçmene
Artik gidemiyorum… Göçmen serçeye bakmış,
Bakmış ve devam etmiş..
Okyanus çok büyükmüş, serçe ise çok küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen çok küçük…
Mavi sularında okyanusun bi minik SADAKAT …
Yeni bir baharın koynunda koca bir IHANET.. 

Haz
29th

Ölümsüz Aşk

Posted by admin

Genç kız acılar içinde odasında yatıyodu. Henuz hayatının baharında ölümle yüzyüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, paralar teklif etmişti. Fakat onu kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi, bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam 5 çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona birkeresinde:
- ‘Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim’, demişti.

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. ” Müjde kızım,kalp bulundu ” dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan..

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok seviyordu.

Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
” Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Fakat şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyosun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal…”

May
28th

Uyan Çavuş Tiz Uyan!!!

Posted by admin

I.Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Mürteza Baba, İstanbul’un işgal hangamesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Mürtaza Çavuş da vamış.

RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar.Hem epey yoruldukları için, hemde gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmş. Bir nöbetçi dikmişler, diğerleri yatmış.

Mürtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra nöbetçi de uyuklayınca Mürtaza Çavuş’a görünmeyen biri:

Uyan Çavuş tiz uyan!
Atik ol kurnaz davran!
Hemen kaldır eratı,
Aha geliyor düşman!

der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanı­yr’ tabii, asker tetikte uyur. Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakyor ki, Rumlar sürüne sürüne kendilerine doğru gelyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor bunu. Ondan sonra, askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar! RumIarın bir kısmı ölü, bir kıs­ mı yaralı def olup gidiyolar ..

Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor. Evet! O şehid uyandırmış Mürtaza Çavuşu!

Sübhanallah, Sübhanallah

Mirc İndir , Spcirt İndir , Chattur Spcirt İndir , Mirc Sohbet İndir


Tur Fm



© 2012 Sohbetsayfalari.com