Tem
27th

İnternete Bağlanabilen Şemsiye!!

Posted by admin

Japonlar teknolojide durdurak bilmiyorlar. Bu kez de sıra şemsiyelere geldi. İnternete bağlanabilme özelliğine sahip olan bu şemsiye wireless yani kablosuz internet sistemiyle çalışıyor. Yağmurlu birgünde dışardasınız ve canınız o anda internete bağlanmak istedi. Güncel Teknoloji Haberleri Artık çoğu semtlerde kablosuz (wireless) internet bağlantısı olduğunu biliyorsunuz. Fakat yanınızda şemsiyenizden başka bişey yok. İşte burda devreye “Pileus” giriyor. Görüntü şemsiyenin iç kısmına yansıyarak internete bağlanabiliyor, video oynatabiliyor yada fotoğraf gösterebiliyorsunuz. Ancak üzülerek söylemeliyiz ki ”Pileus” adı verilen bu şemsiye henüz şatışa çıkmadı.

Tem
5th

Nükleer Enerji

Posted by admin

Nükleer enerji, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türüdür. Kütlenin enerjiye dönüşümünü ifade eden, Albert Einstein’ a ait olan E=mc^2 (E: Enerji, m: kütle, c: Işığın sabit hızı) formülü ile alakalıdır.

Bununla beraber, kütle _ enerji denklemi, tepkimenin nasıl oluştuğunu açıklamaz, bunu daha doğru olarak nükleer kuvvetler yapar. Nükleer enerjiyi zorlanmış olarak ortaya çıkarmak ve diğer enerji tiplerine dönüştürmek için nükleer reaktörler kullanılır…

Nükleer enerji, 3 nükleer reaksiyondan biri ile oluşur:

  1. Füzyon: Atomik parçacıkların birleşme reaksiyonudur.
  2. Fisyon: Atom çekirdeğinin zorlanmış olarak parçalanmasıdır.
  3. Yarılanma: Çekirdeğin parçalanarak daha kararlı hale geçmesi. Doğal (yavaş) fisyon (çekirdek parçalanması) olarak da tanımlanabilir.

Nükleer enerji, 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından kazayla, uranyum maddesinin fotoğraf plakalarıyla yanyana durması ve karanlıkta yayılan X-Ray ışınlarının farkedilmesi ile keşfedilmiştir.

Uluslararası çevre örgütü Yeşil Barış’ ın kurucularından Patrick Moore’ a göre, nükleer enerji CO2 üretmediği için kömür yakan termik enerjiye göre daha çevreci bir seçenektir. Ancak 30 Nisan 1986′ da Ukrayna’ daki nükleer reaktörde meydana gelen kazayla yeni doğan birçok cocuk sakat doğmuş, nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa üzerine yayılmış ve Çernobil’den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada İsveç’teki reaktörün değil Çernobil’den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.

Aynı şekilde İngiltere’nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktif nedeni ile yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellenmiştir…

Bu gibi nedenlerle günmüzde dünyanın biçok yerinde ve Türkiye’ de de nükleer karşıtı gruplar oluşmuştur. Bunlardan en ünlüleri; Green Peace ve Küresel Eylem Grubu (KEG) ‘dir…

Tem
1st

Balıklar da acı hisseder…

Posted by admin

  Kimi diyoki, gösterdikleri tepki refleksten ibaret… Sobaya değen elin yandığını beyinsel bir süreçle algılamadan çekilmesi gibi. Son yapılan araştırmaysa buna bir cevap buluyor..

Purdue Üniversitesi’ nden bir araştırmacı japon balıklarından bazılarına morfin, bazılarına tuzlusu aşılayıp ısıtıcılar bağlamış. Sıcaklık yükselince tepkiler aynı.. Fakat deney tekrarlanmak istenince morfinliler eskisi gibi davranırken, ötekiler savunma davranışlarına geçmiş.

Sonuç ise; Avlanan balık, olta çıkarılırken insan gibi acıyı hissediyor

Haz
29th

Yeni Hayat Kaynağı…

Posted by admin

Alman ve Amerikalı astrofizikçiler ile nükleer biyoloji uzmanları, Ay’ın yarısı kadar olan beşyüz kilometrelik çapıyla Enceladus’ un su ve tuz içerdiğini bildirdi. Enceladus üzerine iki araştırma, Nature (Doğa) dergisinde yayınlandı.

Almanya’nın güneybatısında Baden_Württemberg eyaleti Heidelberg kentindeki Max Planck Enstitüsü Fen Bilimleri Nükleer Fiziği Araştırma Kurumu’ndan astrofizikçi Frank Postberg, Enceladus’ta buharlaşmanın dev mağara oyuklarından ve tuzlu su ve deniz benzeri oluşumunun mümkün olduğunu söyledi.

Aynı görüşü, ABD’nin Colorado eyaleti Boulder Üniversitesi Güneybatı Araştırma Kurumu’ndan John Spencer de teyitetti.

 

Cassini uzay aracı, kasım ayında Enceladus’un yakınından 2 kez geçecek…

Kütlesi Dünya’nınkinden 95 kat, hacmi 750 kat büyük olan Satürn’ün minik uydusu Enceladus hakkında NASA, eski Yunan mitolojisinde dev yaratık olan Enceladus’da su bulunabileceğini çok önceden açıklamıştı.

Güneş sisteminde Mars, Jüpiter’in uydusu Europa ve Enceladus ”doğrudan su kanıtı” taşıyan 3 gökcismi.

#GAYZERLER BULUNMUŞTU#
NASA’nın eski açıklamasında, ”Cassini, Enceladus’ta, ABD’nin Wyoming, Montana ve Idaho eyaletlerini kapsayan Yellowstone Milli Parkı’ndakilere benzeyen gayzerler bulunduğunu gösteren işaretler belirledi” denildi.

Cassini seferinden sorumlu bilim adamlarından Carolyn Porco, ”Böylesine küçük ve soğuk gökcisminde sıvı halde su bulunduğunu gösteren kanıtlara sahip olduğumuzu sanıyoruz” diye konuştu ve suyun varlığının, bu esrarengiz ayla ilgili soruları arttırdığını bildirdi.

Enceladus’a yakın bakan Cassini Enceladus’un milyarlarca yıl önce oluşumundan hemen sonra içindeki radyoaktif bozulmadan kaynaklanan ısının, bugün yüzeyinden fışkıran gayzerlerin nedeni olabileceği ve bunun da yaşam için gerekli ortamı sağlayabileceği görüşü 5 yıl önce ortaya atıldı.

#İÇ KISIMLARI YAŞAMA UYGUN#
ABD’nin Texas eyaletinde her yıl düzenlenen Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı’nda, yüzey sıcaklığı eksi 201 derece civarında olan Enceladus’un iç kısmında ilkel yaşam için uygun ortam olabileceğini gösterdiği kaydedilmişti.

Bilim adamları, yeni geliştirdikleri bir modelle Enceladus’un içindeki ısının, eskiden meydana gelen radyoaktif bozulmadan kaynaklandığını ve bunun da Satürn’ün ayının sıcak güney yarıküresindeki su buharı bulutu ve periyodik buz kristali rüzgarlarının açıklaması olabileceğini dile getirdiler.

Icarus gökbilim dergisinde yayımlanmış kurama göre Enceladus, 4.5 milyar yıl önce alüminyum ve demir radyoaktif izotopları içeren kaya ve buz karışımı olarak oluştu..

Birkaç milyon yıl sonraki dönemde, 2 radyoaktif elementin hızlı biçimde bozulması, merkezde kayalık çekirdeğin mantodaki buz örtüsüne yaklaşmasıyla sonuçlanan sıcak patlamasına yol açtı.

Zamanla çekirdekteki bozulmadan geriye kalanlar da Enceladus’un içinde eridi.

Haz
1st

TELEFONUN İCADI

Posted by admin

1876 yılında Alexander Graham Bell; telefonu icat ettiğinde, insan iletişiminde yenibir çığır açıldı. Bell’in buluşundan önce, bir mesjı enhızlı iletmenin yolu, Mors alfabesiyle telgraf hatlarından ulaştırmaktı. Ancak telgraf kullanımında, insan sesinin teller aracılığıyla aktarılmasına olanak yoktu. Kendi dönemine göre yenibir yöntem sayılan telgraftan önce, acil mesajların atlı ulaklar, duman işaretleri, güvercinler ve gemiler kullanılarak iletilmesi gerekiyordu. 1870′ li yıllarda pek çok insan, telgrafı geliştirmek için çaba harcıyordu.  Ancak Bell, tek başına ipi göğüslemeyi başardı. Bell, tüm hayatını sağırların eğitimine adamıştı. Bir yandanda telgrafı geliştirmeye ve bu sayede para kazanmaya çalışıyordu. Deneyleri sırasında, bir odadan diğerine gerdiği telin yansıttığı ses titreşimlerini duydu. Bu zayıf sesi, diğer mucitler de duymuş olsalar bile, büyük farklılığı kavrayamadıkları neredeyse. Bell, insan kulağının titreşimleri güçlendirmesi konusundaki derin bilgilerinin yardımı ve tel aracılığıyla insan sesinin aktarılmasının mümkün olduğunu kavradı. Böylece, telefon doğdu. On yıl içerisinde, önce Amerika’ya daha sonra da tüm dünyaya yayıldı.

Mirc İndir , Spcirt İndir , Chattur Spcirt İndir , Mirc Sohbet İndir


Tur Fm



© 2010 Sohbetsayfalari.com